Recent Posts

12 Ocak 2011 Çarşamba

ZENCEFİLLİ YENİ YIL KURABİYESİ 
 HER YENİ YIL, YENİ BİR BAŞLANGIÇ MI?



2010 garip bir yıldı benim için.
Düşündüm de çok şanslı bir yıl değildi. Dört ayağımın üstüne düştüğüm olmadı pek. Kıl payı oldu hep, çabala, uğraş, zorla, ayyy şiştim!

Çok şükür büyük bir şanssızlığım da olmadı ama.
Önceden daha hamdım; 2010'da biraz piştim. Düştüm kalktım. Nelerden vazgeçebilirsin dedikleri zaman kesinlikle söyleyemeyeceğim şeylerden vazgeçtim. Vazgeçmeyi öğrendim ben.
Bir de nelerden vazgeçilmemesi gerektiğini. Yok yok bunu daha tam öğretemediler :)

Geçen zamanı yakalayamayacağımı öğrendim mesela. Ve ne yazık ki zamanın çok hızlı geçtiğini...
14 kilo verdim; galiba bu seneki en büyük başarım buydu.
İşimde de piştim biraz. Kendi ayaklarımın üstünde daha güvenli duruyorum artık. Elden düşme tarafından araba bile aldım, söylemiştim önceden, değil mi?

Elimde avucumda bu saydıklarımdan, bir avuç gerçek arkadaşımdan ve ailemden başka bir şey yok hala. Bu sonuçlara bakılırsa geçen seneden beri çok da fazla yol alamadım mı acaba?
2010 bana bol gözyaşı, bol kahkaha, bol kafa karışıklığı verdi.

İşte böyle geçti gitti...

Yeni bir yıl, yeni umutlar getirsin. İnsan elinde hiçbir şey olmadan dayanıyor da, umudu olmadan dayanamıyor. Bu yüzden dileğim budur hepimiz için.

Yeni yıl bize umutlarla gelsin. Gelsin ki gülümsemeye, çabalamaya devam edelim. Düştüğümüz zaman kalkıp devam edelim, her seferinde biraz daha güçlenerek.

Umut edelim ki yeni bir yıl ile beraber yeniden başlayabileceğimize inanalım. Sahi ya, inanırsak olur mu?

Minnoş blogumuza ilgimiz eksik olmasın mesela :) Paylaşmanın değerini hatırlayalım.

Paylaşma demişken...

2011 güzelliklerle başladı. Bir sürü hediyem oldu. Uzun zamandır hediye almamıştım, nasıl bir moral kaynağıymış meğerse :)

Kara bulutları dağıtma vaktinin geldiğinin göstergesi işte! "Eeeeh" dedim, "gidin artık tepemden!"

Böyle dedim diye gider mi ki...?

2010'un son sabahında ajansta süper bir kahvaltı sofrası kuruldu. Galiba ilk defa müşterilerimiz çalışırken biz çalışmadık; egomuzu tatmin ettik resmen yahu, güzel bir duyguymuş :)

Ben o son günü günün anlam ve önemine uygun bir paylaşımla kapattım. Tüm kurabiye canavarlarına duyurulur; gururluyum, mutluyum, alkışlarla yaşıyorum :)

Ne lazım?

200 gr Sek marka tereyağı
1/2 su bardağı şeker
1/2 su bardağı üzüm pekmezi
1 yumurta
1 tatlı kaşığı kabartma tozu
1 tatlı kaşığı tarçın
1 tatlı kaşığı toz zencefil
Aldığı kadar un

Glazür için:
1 yumurta akı
1 çay bardağı pudra şekeri (kıvamına göre daha fazlası gerekebilir)
1 çay kaşığı kadar limon suyu

Nasıl yaptım?

  • Oda sıcaklığında tereyağı, pekmez, şeker  ve yumurtayı kremsi kıvama gelene kadar çırptım (Aslında hamurlarda soğuk tereyağı bıçakla bölünerek kullanılır, ama ben sonrasında dolapta bekletmeyi tercih ettim).
  • Tarçın, zencefil, kabartma tozunu da ekleyip yavaş yavaş unu eklemeye başladım.
  • Kulak memesi kıvamına gelince, streçleyip buzdolabına koydum; yaklaşık 1 saat beklettim.
  • Hamuru 3'e ayırıp merdaneyle yarım santim kalınlığında açtım ve kurabiye kalıpları ile kestim. Kurdele bağlamak istediğim kurabiyeleri tepsiye aldıktan sonra, tahta kaşığın arkası ile deldim.
  • Pişirme kağıdı koyduğum tepsiye dizerek, 170 derece fanlı fırında yaklaşık 15 dakika pişirdim. Burada dakikayı dikkate almayın, fırından fırına değişir. Kenarları hafif pembeleşmeye başlayınca fırından çıkarmak gerekiyor.

Glazür için: 
  • Yumurta akını bir cimcik tuzla kar gibi olana kadar çırptım. 
  • İçine limon suyu ve pudra şekerini ekledim. Benim pudra şekerim biraz az geldi, çok akışkan oldu. Kaşık kaşık pudra şekeri eklemeye devam ettim o yüzden. 
  • Soğumuş kurabiyeleri bu glazüre batırdım. Hemen üstüne renkli minik süsleme şekeri tabağına atıverdim.
  • Şekerle süslemediklerimi ise Dr.Oetker'in renkli süsleme tüpleri ile süsledim. (Balığın gözü mesela)
  • İtiraf ediyorum, kurdeleleri de annem bağladı ben glazür ile uğraşırken :)




7 yorum var:

Adsız dedi ki...

neden benden bahsetmiyosun bu yemekeleri anlatırken memik!haa? ayrıca bize gelirken nie bunlardan getirmedin!!! ben sana erişteli çorba bile yaptım aşklan! betush ben betushhh!

Meriç dedi ki...

Ahaha canım sana daha güzellerini yaparım. Çikolatalı pankek yapacağım sana :)

Miyaw dedi ki...

mujuw :-*

Coffee Break dedi ki...

Ictenlikle yazilmis sicacik bir yazi. Ellerine saglik...

Meriç dedi ki...

Miyaw, sana da mujuw :*
Coffee Break, teşekkürler canım, senin yorumun önemli benim için bilirsin :)

zeynep dedi ki...

Yuh ki ne yuh bana... Blogunu daha ilk defa görüyorum. Ve de çoook beğendim. Bundan sonra takipteyim :)

Grace dedi ki...

hep severım hep yerıom ama yapmayı hıc denemedım paylasımınız ıcın tesekkur ederım


Blogumdakı cekılıse beklerım sızlerrı:)


http://waysofgrace.blogspot.com/2011/09/gracein-sizleri-havalara-ucuracak.html